ABD ve AB’nin Çelik ve Alüminyum Uzlaşması Ne Anlama Geliyor?

ABD ve AB’nin Çelik ve Alüminyum Uzlaşması Ne Anlama Geliyor?
  • Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği Pazar günü, Trump döneminden kalan çelik ve alüminyum tarifeleri konusundaki anlaşmazlığı sona erdirdi.
  • ABD Başkanı Joe Biden ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, sektördeki “kirli” üretim ve aşırı kapasite ile mücadele için küresel bir düzenleme üzerinde çalışacaklarını söyledi.
  • Çelik ve alüminyum üretimi, dünyanın en büyük karbon salanları arasında yer alıyor ve ucuz çelik öncelikle Çin pazarlarından geliyor.

ABD ve Avrupa Birliği, nihayet G20 Zirvesi’nin oturum aralarında çelik ve alüminyum tarifeleri konusundaki anlaşmazlığı sona erdirdi. Bu, iklim değişikliğiyle mücadele için iyi haber ve Çin için kötü haber.

Trump’ın AB ilişkilerine Verdiği Zarar Giderildi

ABD Başkanı Joe Biden, selefi Donald Trump’ın uluslararası ticarete ve ilişkilere verdiği zararı giderdi. Çelik ve alüminyum tarifeleri konusundaki anlaşmazlığı sona erdiren Biden, eski Başkan Trump tarafından uygulamaya konan cezalandırıcı tarifeleri önleyerek transatlantik ilişkileri onarmak için Avrupa Komisyonu başkanı Ursula von der Leyen ile bir anlaşma imzaladı.

ABD ve AB'nin Çelik ve Alüminyum Uzlaşması Ne Anlama Geliyor?

Pazar günü Roma’daki G20 zirvesi sırasında ortak bir görünümde, von der Leyen anlaşmayı “iklim tarafsızlığına ulaşmada ileriye doğru atılmış büyük bir adım” ve ABD ile yenilenen bir gündemin işareti olarak gördü. “Güven ve iletişimi yeniden sağladık. Bu, yenilenen bir AB-ABD ortaklığında bir dönüm noktasıdır” dedi. 

Liderlerin “yeni bir dönemi” temsil ettiğini söylediği anlaşma, karbon emisyonlarını azaltmak amacıyla “kirli çeliği” yıkmak ve tarifeleri kaldırmak için bir adım. “Daha temiz” çeliğe, daha düşük enflasyona ve küresel tedarik zincirlerinde çok ihtiyaç duyulan iyileştirmelere yol açacaktır. Liderler, “iklim değişikliğine karşı mücadelede küresel çelik ve alüminyum endüstrilerinin karbondan arındırılmasını sağlamak için” birlikte çalışmayı taahhüt etti. Çelik ve alüminyum üretimi, küresel olarak en büyük karbon yayıcıları arasında yer aldığından, bu önemli bir adımdır.

Çelik ve Alüminyum Uzlaşmasında Hedef Çin Mi?

Dışarıdan bakıldığında iklim değişikliğiyle mücadele anlaşması gibi görünse de şeytan ayrıntıda gizlidir. 2018’de, o zamanki Başkan Trump, 1962 Ticaret Genişletme Yasası’nın 232. Maddesini yürürlüğe koymuş ve AB ve Çin’i de içeren üreticilerin çelik ithalatına yüzde 25 ve alüminyumun ülkeye yönelik sevkiyatlarına yüzde 10 vergi uygulamıştı. O zaman verilen gerekçe, metaller üzerindeki rekabeti ulusal güvenlik tehdidi olarak etiketlemekti. Tarifeler, ilan edildiklerinden beri Washington ile Brüksel arasındaki ticari bağları etkili bir şekilde zehirlemişti.

Bu anlaşmanın mühürlenmesinin zamanlaması önemlidir. ABD-AB anlaşmasının, Avrupa tarifelerinin ikiye katlanacağı 1 Aralık’tan önce imzalanması gerekiyordu. Buna karşılık AB, viski, sürat tekneleri ve Harley-Davidson motosikletleri de dahil olmak üzere ABD ürünlerine yönelik misilleme tarifelerini kaldırdı.

Bu anlaşma özünde Çin ekonomisine bir darbe anlamına geliyor. Biden ve von der Leyen’in bahsettiği ve imzaladıkları anlaşmanın şartlarına göre “kirli çelik”, Çin’de üretilen çeliği ifade ediyor. Çin çeliğinin ABD ve AB pazarlarına erişimini esasen kısıtladılar, çünkü Pekin’in çevresel standartlardan yoksun olması, maliyetlerini düşüren şeyin bir parçası ve iklim değişikliğine önemli bir katkıda bulunuyor. Çin’in çelik sektörü, ülkenin karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 20’sinden sorumlu ve Çin, gezegendeki en büyük karbon yayıcıdır.

Yine, gezegenin sağlığı için önemli olmasına rağmen, sadece çevre ile ilgili değildir. Çin, dünya çeliğinin yarısından fazlasını üretiyor. Uzun süredir bu ucuz çelik, Pekin’i kendi çelik endüstrilerinin hayatta kalmasını tehdit eden aşırı kapasite yaratmakla suçlayan AB ve ABD için göz kamaştırıcı oldu. Biden hiçbir şey söylemedi. Ortak konuşma sırasında gazetecilere verdiği demeçte, “Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, iklim değişikliğinin varoluşsal tehdidini ele alacak ve aynı zamanda Amerikan işlerini ve Amerikan endüstrisini koruyacak büyük bir atılıma ulaştı.”

Küresel anlaşma, “yeşil” çelik ve alüminyum üretimini teşvik etmek için önümüzdeki iki yıl içinde yapılacak. Katılmak isteyen diğer “benzer düşünen” ülkelere de açık olacak. Soru şu, Pekin buna nasıl tepki verecek?