Keynesyen Yaklaşım ile Neoliberal Yaklaşımın Kamu Kesiminin Fonksiyonlarına İlişkin Savundukları Argümanlar

Keynesyen Yaklaşım ile Neoliberal Yaklaşımın Kamu Kesiminin Fonksiyonlarına İlişkin Savundukları Argümanlar

Keynesyen yaklaşım; piyasalarda tam rekabet koşulları yoktur. Piyasalarda gözlemlenen rekabeti, eksik rekabet (monopol, oligopol) olarak tanımlamaktadır. Keynesyen yaklaşıma göre devlet piyasalarda kurtarıcı rol oynamaktadır.

Neoliberal yaklaşım; Artan enflasyonlar, ekonomik krizler devletin başarısızlığı olarak görülmektedir. Piyasalara devlet tarafından müdahale etmenin yanlış olduğunu ve kamu kesimi iştiraklerinin küçültülmesini savunur.

Keynesyen Yaklaşım ve Neoliberal Yaklaşım Argümanları

Kamu kesimi fonksiyonlarını, kaynak dağılımındaki etkinlik, gelir dağılımındaki adalet, fiyat istikrarı ve tam istihdamın gerçekleştirilmesi olarak tanımlarsak;

Keynesyen yaklaşıma göre kamu kesimi tüm fonksiyonlarını aktif şekilde kullanarak piyasaya müdahale ederek ekonomik istikrarı sağlamalı görüşünü savunmuştur. Ancak 1970 yılında başlayan ekonomik kriz, yüksek işsizlik ve artan enflasyon ile keynesyen yaklaşıma olan güveni sarsmıştır. Günümüzde daha çok benimsenen neoliberal yaklaşım, bu krizi devletin kamu harcamalarını, etkin ve verimli olmayan şekilde kullanmasından kaynaklandığını savunmaktadır.

Keynesyen Yaklaşım ile Neoliberal Yaklaşımın Kamu Kesiminin Fonksiyonlarına İlişkin Savundukları Argümanlar

Neoliberal yaklaşım, kamu harcamalarının azaltılmasını ve kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesini, devletin daha çok eğitim, sağlık ve savunma gibi alanlara yönelmesini savunmuştur. Artan enflasyonun sorumlusu olarak kamu kesimini yani kamu iktisadi teşebbüslerinden kaynaklanan kamu borçlarını sorumlu tutmuştur. Çözüm olarak ise vergi politikasının tamamen değiştirilmesini ve vergi oranlarının düşürülmesini savunmuştur.

Her ne kadar neoliberal yaklaşım, piyasanın tam bağımsız olmasını ileri sürmüş olsa da, piyasa kaynak dağılımındaki etkinliği tam olarak sağlayamamıştır. Kaynak dağılımındaki etkinliğin zayıflaması toplumun refah düzeyinin azalmasına sebep olmuştur. Örneğin, üreticilerin ticari faaliyete konu mal veya hizmet hakkında tüketicilere oranla daha kapsamlı bilgiye sahip olması, tüketicilerin satın alınan mal veya hizmetten sağlayacağı faydayı tam olarak tespit edememesi malın fiyatının doğru şekilde belirlenememesine yol açmaktadır.

Günümüzde her iki yaklaşım da tam olarak uygulanmamaktadır. Piyasalar, merkezi ve düzenleyici unsurlara ihtiyaç duymaktadır. Ancak piyasalardaki denge ise kamu kesimi ve özel kesim işbirliği ile sağlanabilir. Örneğin, devlet keynesyen yaklaşıma göre fiyatlara müdahale edebilirken günümüzde fiyatlandırılma piyasa koşulları yani arz ve talebe göre belirlenmektedir.

Yeni ekonomik düzende özelleştirme gibi politik tercihlerden dolayı kamu kesiminde ciddi daralma yaşanmıştır.

Keynesyen yaklaşımda görüldüğü üzere devletin tamamen büyüme odaklı ekonomiye müdahalesi verimsiz ve despotik olması krizlere sebep olabilmektedir. Ekonomik refahın sağlanmasında denetleyici ve düzenleyici uygulamalara elbette ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak devletin kontrol altına alınması, piyasalara müdahalesinin sınırlandırılması, devlet gücünün toplum tarafından denetlenebilmesi gerekmektedir.